GAZİ VE ŞEHİTLERİMİZ

MUSTAFA AKAY
Dün, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk başbakanı Mustafa İsmet İnönü’nün 50. ölüm yılıydı.  Ardında, koskocaman bir Kurtuluş Savaşı olan İsmet İnönü, aynı zamanda bir demokrasi kahramanıydı. Çok güçlü olduğu bir dönemde, Türkiye’ye çok partili  sistemi getirerek, demokrasiye yelken açtıran isimdi İnönü… Ve, seçimi kaybettikten sonra da, “ En büyük  yenilgim, en büyük zaferimdir” deme erdemini gösteren  yüce bir kişiliktir.
Savaş meydanlarında geçti ömrü. O cepheden o cepheye koştu. Bir özelliği de gazi oluşudur. 1918’de Megidda Muharebesi’nde yaralanarak, gazi olmuştur.
Bu büyük ismi, gaziyi ölüm yılında saygı ve minnetle anıyoruz.
Bu arada, 12  kınılalı kuzuyu da vatan toprağına emanet ettik. Uygulananan yanlış siyasalar yüzünden, fidanlarımız toprağa düşerken, bizler de arkalarıdan ağıt yakmayı teselli sanıyoruz. Bildirilerle, olayı kınıyoruz. Yıllardan beri terör can alırken, hep bildriri yayınlanıyor. Nedense, gereği yapılmıyor.
Bir laf uydurduk. “Şehitler ölmüz, vatan bölünmez” Bunlar tezelli kaynağımız oluyor. Şehitler ölüp gidiyor, kucağımızdan. Bir “Milli Yas” bile ilan edemiyoruz.
Artık, ülkeyi yönetenler, lafı bırakıp icraata geçmelidirler. Nutuk atmakla bu işlerin olmayacağı görülmüştür. İki gün sonra bunlar unutulacaktır. Ancak, anaların, babaların, eşlerin ve çocukların ciğerlerinin yanışı sönmeyecektir.
Şehitlerimiz ışıklarda uyusunlar.